ASSAM | Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi
www.assam.org.tr
| Stratejik Araştırma Kurulları Çalışmalarından Sorumlu Koordinatör Başkan Yardımcıları | ||
|---|---|---|
![]() |
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
İslam Ülkeleri Birliği Organları için Mevzuat İnceleme ve Araştırma Kurulu
İslam Ülkeleri Ekonomik İşbirliği İmkanlarını İnceleme ve Araştırma Kurulu
İslam Ülkeleri Savunma ve Savunma Sanayi İşbirliği Ortamını İnceleme ve Araştırma Kurulu
İslam Ülkeleri Ortak Asayiş ve Güvenlik Organizasyonu İnceleme ve Araştırma Kurulu
İslam Ülkeleri Dışındaki Dünya Devletleri Milli Güç Unsurları İnceleme ve Araştırma Kurulu
İslam ülkeleri listesine ulaşmak için tıklayınız
ASRİKA İslam Ülkeleri Konfederasyonuna Bağlı Mutasavver Federatif Bölgelerin Askeri Güç Çizelgesi
“İslam, modernliği de aşabilecek hayatiyet ve potansiyele sahiptir. Yeter ki tasavvur, inşa yerine, küreselleşme rüzgârına yamama gafletine düşmeyelim. Bunun için Müslüman dünyanın alternatif bir yol, bir metodoloji, bir proje geliştirmesi kaçınılmazdır.”
Modernlik bir bilinç yenilenmesi olsaydı ve insani ahlak değerlerini üzerinde barındırsaydı; "Dindarlıkla modernliğin iki karşıt kutup üzerine oturtulması doğru değil" tezine elbette itirazımız olmazdı. Modernlik olgusu, temelde bireycilik ve özerk akıl felsefesine dayanır. Özerk akıl ise, insanın düşünme kapasitesinin, sosyal, ekonomik, kültürel alanları kendi kavrayışına göre yeniden kurmasını ima eder. İslami literatürde akıl, insanı hayvandan ayıran, onu dünyadaki en üstün varlık; eşref-i mahlukat yapan bir düşünme yetisidir.
Kamu yönetiminin temel amaçları arasında; vatandaşlarına en iyi koşullarda hizmet verecek bir ortam yaratma, sahip olduğu yetkileri yasalar çerçevesinde hakkaniyet ölçüleri içinde kullanarak adaletli davranma bulunmaktadır. Kamu yönetiminin büyüyen yapısı bu amaçları tam anlamıyla gerçekleştirmesinin önünde engel oluşturabilir. Bu engeller arasında teşkilat yapısı, personelin bilgi seviyesi, davranışları ile yasal düzenlemeler sayılabilir. Amaçların ideal anlamda gerçekleştirilememesi ise hizmetin etkinliğini ve verimliliğini azaltır ve sonrasında halkın nazarında devletle ilgili yanlış algılamalara neden olabilir.
27 Ocak 2012
Kafilemizi Kudüs-ü Şerif'e götürecek uçak İstanbul'dan 06.00'da havalanacak. 04.00'da havaalanında olmamız gerekiyor. Perşembe günü Musa Özdemir'le Ankara'dan hareket ettik. İstanbul, yoğun trafiği, homurtulu kolları, çirkin ve azgın gökdelenleri, muhafazakâr yöneticileri eliyle mahvedilen tarihî dokusuyla karşıladı bizi. İstanbul'un sesi kısıktı, vicdanı yaralıydı. Şehirden metropole dönüşen bedenini tanıyamamanın şaşkınlığı, bağrından fışkıran urlarla baş edememenin hüznüyle. Uzunca zamandır görmediğim arkadaşları ziyaret fırsatı buldum. Karşılıksız selâmlar verdim. Küçük sohbetlere koyulduk, çeksiz senetsiz, ihalesiz, komisyonsuz...
Son olarak Mısır’da baş gösteren olaylar başta olmak üzere dünyanın her tarafında Müslümanlar bir şekilde zulme uğramaktalar.
Üstelik bu olaylarda muktedir olanlar Siyonizm başta olmak üzere İslam karşıtı olan din ve toplumlara bir nevi taşeronluk yapmaktadırlar. Bunların başında da Suudi Arabistan gelmektedir.
Suudların darbeci kesimlere destek olmaları ve zulme taraftar olmaları, İslâm âlemini derinden yaralamaktadır. Bunun temelinde İslam âleminin kıblegâhı ve hac ibadetinin merkezi olan Kâbe’nin de bulunduğu mukaddes toprakların Suudi Arabistan’da olması yatar.
Bu vurdumduymazlık ve geleceği okuyamama tavrı mazlum birçok Müslümanın şehadetine sebep olmaktadır. Üstelik İslam âleminin Halifeden mahrum olması da bu mahzunluğu bir kat daha artırmaktadır.
Bu çalışmada Gönüllülük ve Afet Yönetimi konusu ele alınmış, Türkiye'de oluşan gönüllülük algısı, gönüllülük işlevinin yerine getirilmesinde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri ile Sivil Toplum Kuruluşlarının kavramsal ve afet yönetimine olan katkıları araştırılmıştır. Konunun daha iyi anlaşılması için derinlemesine mülakat yöntemiyle bu alanda faaliyet gösteren STK ve ilgili Kamu Kurumlarının yaklaşımları dikkate alınmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar; Türkiye'de gönüllülük konusunda yeterince oluşmuş bir algının henüz oluşmadığı ve bu işlevden yararlanılamadığı vurgulanmış, bu durumun nedenleri ortaya konulmuştur. Bu bağlamda eğitim eksikliğinden gönüllü kuruluşların akreditasyon sorunlarına, uygulamadaki diğer yasal sorunlardan, devletin gönüllülüğü desteklemede yeterli çabayı yeterince gösteremediğine kadar birçok konuda tespitler yapılmıştır. Türkiye'de afet yönetimi alanında gönüllülüğün daha aktif ve sonuç odaklı kullanılması için ortaya çıkan aksaklıkların çözümü konusunda çeşitli öneriler sunulmuştur. Bu öneriler ayrıntılı olarak bu çalışmada yer almaktadır.
5 Ağustos 2013 Pazartesi
Sahurdan sonra toparlanarak 08.05’de Ankara’dan İstanbul’a aktarmalı gelip 10.25 uçağı ile Sarajevo (Saraybosna)’ya uçuyoruz. Eşim ve küçük kızımla. İstanbul Sarajevo uçakla bir buçuk saat. Havaalanına yakın Ilidza (Ilıca) bölgesinde büyük kızımın evinde kalacağız. Kızım, İlim Yayma Cemiyeti’nin kurduğu Uluslararası Saraybosna Üniversitesi (IUS)’nde okuyor. Eşi de aynı üniversitede öğrenci ve turizm rehberliği yapıyor.
2050 (İKİ BİN ELLİ)
Prof. David Passig
ÖNSÖZ
Peygamber değilim, olmaya da çalışmıyorum; tek isteğim, hepimizin alıştığı kısa vadeli düşünce tarzına meydan okumak. Düşünme tarzımız kısa vadeli olunca yanlışlar yapabilir, bizi uçurumlara sürükleyecek davranışlarda bulunabiliriz. Uzun vadeli düşüncenin bizi hata yapmaktan tamamen alıkoyacağını düşündüğümüz takdirde de yanılırız. Bununla beraber, içinde bulunduğumuz süreçleri anlamamız ve bunların uzun süreli gelişimlerini araştırmamız bizi istenmeyen çukurlara düşmekten kurtarabilir, bir daha ele geçmeyecek olanakları yakalamamızı sağlayabilir.
…
Metodojiler, düzgün ve mantıklı gibi görünmeyen olayları düzene koymayı amaçlarlar; tarihteki düzensizliğin gerisinde eğilimleri ve olayları yönlendiren bir düzen olduğunu varsayarlar.
…Kaderciliği kabul edemeyiz; çünkü kadercilik, özgür iradeye veya insanoğlunun varlığının anlamına dair en ufak bir umuda bile yer vermez.
S,128- Her bilimsel paradigmanın amacının daimi gerçek değil, sadece düşünsel bir model olması gerektiğini unutmamalıyız. Her paradigma iyice incelenmeli ki, daha iyi ve yararlı paradigmalara erişilebilsin.
Bilimsel paradigmanın gerçek amacını unutan bilim adamları var. Bu kişiler bazen bilimin, gerçeğin araştırması olduğunu açıklıyorlar. Bundan büyük bir çarpıtma olamaz. Bilim, gerçeğin değil, paradigmanın araştırılmasıdır; her paradigma, yerini başka paradigmalara bırakır.
……………….
SURİYE’YE YAPILACAK ASKERÎ HAREKÂTTA
ABD MENFAATLERİ
Suriye’de Kimyasal Silahı kim kullanmış olabilir?
Suriye’de “kimyasal silah kullanılıp kullanılmadığını araştırmak” üzere teşkil edilen Birleşmiş Millet Heyetinin Şam’da bulunduğu sırada, 21 Ağustos 2013 tarihinde, Şam’ın Guta Banliyösünde 1400 kişinin ölümüne ve 3600 kişinin yaralanmasına sebep olan bir saldırı gerçekleşmiştir.
Suriye Muhalefetinden ve bazı diğer batı kaynaklarından, ölüm ve yaralanmalara kimyasal silahların sebep olduğu iddia edilmektedir.
Seri ölümler, yaralamalar ve maktullerin basına yansıyan ölüm şekilleri ve cansız bedenleri dikkate alındığında sinir gazı kullanıldığına kesin gözü ile bakılmaktadır. BM Gözlemcilerinin ayrıntılı incelemeleri sonucunda, kimyasal silah kullanıldığı kesinleşebilecektir.
Ancak bu silahın kimin tarafından kullanıldığının doğru tespitinin yapılacağı kuşkuludur.
BM heyetinin Şam’da bulunduğu sırada, Beşşar Esed’in kimyasal silah kullanması mantıklı görünmüyor.
Muhalefet tarafından kullanılması da, hem bu silaha sahip olmamaları, hem de zarar görenler kendi taraftarları olduğu için, söz konusu olmamalıdır.
Suriye’deki savaşanlar dışındaki bir güç tarafından kullanılmış olması ise, eğer bu kargaşadan büyük menfaatler sağlayarak çıkma imkânı verecekse, mümkün olabilir diye düşünmek gerekir kanaatindeyim.